İstikamet toplama kampları mı? Mariupol cehenneminden kaçış!

Rusya, kuşatma altındaki Mariupol kentinde sivillerin de bulunduğu Azovstal demir çelik fabrikasında insani koridor açıldığını, ayrılmak isteyen sivillere herhangi bir şekilde engel olunmayacağını duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri ve Donetsk Halk Cumhuriyeti, saat 14:00’den (Moskova saati) itibaren tek taraflı olarak tüm saldırıları durdurduğunu, birimlerin güvenli bir mesafeye çekildiğini duyurmaktadır. Rusya Federasyonu, sivillerin Azovstal’dan çıkışının önünde hiçbir engel olmadığını kamuoyuna resmi olarak ilan ediyor.

Siviller hala fabrikadaysa Kiev yetkililerinden derhal serbest bırakılmaları için milliyetçi oluşumların komutanlarına uygun emri vermelerini talep ediyoruz. Bu açıklama, her 30 dakikada bir radyo kanalları aracılığıyla Azovstal’daki Ukrayna birliklerine sürekli olarak iletilecektir. Operasyonel iletişim kanalları aracılığıyla, bu açıklama hızlıca Ukrayna Başbakan Yardımcısı İrina Vereşuk aracılığıyla Ukrayna tarafına iletilmiştir.”

Azovstal’daki çelik fabrikasının uygu görüntüsü… İçerideki Ukrayna askerleri teslim olacak mı?

Bu yeni açıklama sivillerin hiçbir şekilde zarar görmeyeceğini söylese de Mariupol’den ayrılan Ukraynalılar bambaşka bir gerçeğin altını çiziyor.

Ukrayna’nın güneydoğusundaki liman kenti Mariupol, haftalardır devam eden bombardımandan sonra neredeyse tamamen Rusya’nın kontrolüne geçmişti. Şehirden kaçanlar ise tahliye edilmeden önce işlemleri için tutuldukları kamplardaki kötü koşulları dünya basınına duyurmaya çalışıyor. Mariupol’dan kaçmayı başaran şanslı azınlıktan kişiler yaşadıklarını BBC World’e anlattılar.

KOŞULLAR DAYANILACAK GİBİ DEĞİL

Azovstal çelik fabrikalarındaki Ukrayna kuvvetlenin dışında, Mariupol neredeyse tamamen Rus kontrolü altında ve dünyanın geri kalanından fiilen izole edilmiş durumda. Hâlâ şehirde mahsur kaldığı düşünülen 100 bin sivilin kentteki koşulları hakkındaki bilgi akışı düzensiz ve bunları teyit edebilmek çok zor.

Nispeten daha güvenli olan batı şehri Lviv’e gelenler, çatışmalar sırasında şehir içinde hayatta kaldıklarını anlatıyor. Ancak, sivilleri tahliye etmeden önce tutmak için Mariupol dışında kurulan ve Rusya’nın ‘filtreleme kampı’ adını verdiği bir merkezle ilgili deneyimleri deyim yerindeyse tüyler ürpertici.

Şehirden kaçanlar Mariupol’un kuzeybatısındaki Nikolske köyünde eski bir okulda kurulan bir Rus mülteci merkezine götürüldüler. O anları bizzat yaşayanlardan biri olan 49 yaşındaki Oleksandr, “Tam bir toplama kampı gibiydi” diyor.

Şehirden ayrılmak isteyen kalabalık sivil grupları böyle bekliyor

Oleksandr ve eşi Olena, parmak izlerinin alındığını, her yönden fotoğraflarının çekildiğini ve birkaç saat boyunca Rus güvenlik görevlileri tarafından sorguya çekildiklerini söylüyor, bunu ise tıpkı ‘hapishanedeki gibi’ yapıldığını anlatıyor.

RUSLAR HERKESİN TELEFONUNA BAKIYOR

Rusların telefonlarına bakacağından endişelenip, kızlarının Ukrayna bayrağı önünde çekilmiş fotoğrafları da dahil, telefonlarından Ukrayna ile ilgili her şeyi temizlemişler.

Oleksandr, Rus güvenlik görevlilerinin, sorguları sırasında, gazeteciler veya hükümet ve askeri yetkililerle olası bağlantıları tespit etmek için  fotoğrafları, telefon görüşme kayıtlarını ve cihazlarındaki telefon numaralarını incelediklerini anlatıyor.

Oleksandr, “Bir kişinin ‘Ukraynalı Nazi’ olduğundan şüpheleniliyorsa, daha fazla soruşturma veya direkt olarak öldürülmek için Donetsk’e götürülüyor” diyor. Ancak bu iddiaların da doğrulanması mümkün değil.

Mariupollüler Donetsk’e götürülmekten korkuyor… Bu şehrin ismi onlar için ölümle eş anlamlı olabilir!

“Çok tehlikeli ve riskliydi. En ufak bir şüphe, en ufak bir direniş nedeniyle sizi sorgulama ve işkence için bodrum katına götürebilirler. Herkes Donetsk’e götürülmekten korkuyordu.” Bu sözler Mariupol’den kurtulabilmiş bir Ukraynalıya ait…

RUSYA’YA GİDEN OTOBÜSLER

Oleksandr’ın eşi Olena, “Bu filtreleme kampındaki koşulların ne kadar korkunç olduğunu hayal bile edemezsiniz” diyor ve ekliyor:

“Yaşlılar yatak olmayan ve battaniye bile verilmeden koridorlarda yatıyordu. Binlerce insan için sadece bir tuvalet ve bir lavabo vardı. Dizanteri kısa sürede yayılmaya başladı. Yıkanmanın veya temizlenmenin yolu yoktu. Her yer pis kokuyordu.”

Oradaki ikinci günlerinde sabun ve dezenfektan bitmiş, kısa bir süre sonra tuvalet kağıdı ve hijyenik ped de kalmamıştı.

Sorgulamalarının ardından Olena ve Oleksandr’a 148. tahliye otobüsüne binmeleri için izin verildiği söylendi. Ancak bir hafta sonra tesisten sadece 20 otobüs kalkmıştı. Buna karşılık, Rusya topraklarına gitmek için organize edilmiş birçok otobüs vardı. Yetkililer, çifti doğuya giden bir araca bindirmeye bile çalışmıştı. Sonunda Olena ve Oleksandr, geldiklerinde onları gizlice kamptan kaçırmayı teklif edenlerden yardım istemek zorunda hissettiler.

Olena, “Başka seçeneğimiz yoktu” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Seçenekler ya zorla Rusya’ya sınır dışı edilmek ya da bu özel sürücülerle riske girmek.”

Mariupol Belediye Başkanı Vadim Boyçenko, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Birçok sivil otobüs Ukrayna yerine Rusya’ya gidiyor. Savaşın başlangıcından beri [Ruslar] sivillerin tahliyesine hiçbir şekilde izin vermedi. Bu, sivilleri öldürmek için doğrudan askeri bir emir olarak görülebilir” dedi.

Bekleme alanlarında uzun ihtiyaç kuyrukları oluşuyor

SÜRÜCÜLER UKRAYNALILARI KAÇAK YOLDAN TAŞIYOR

Sürücüler Olena ve ailesini Rus işgali altındaki Berdyansk şehrine gizli yollardan götürmüş. Çünkü ailenin Rusların kontrolünden geçmek için uygun belgeleri yokmuş.

Daha sonra, kendilerini Ukrayna kontrolündeki bölgeye götürmek için her şeyi riske atmaya gönüllü başka bir şoförle bir çıkış yolu bulmak için üç gün harcamışlar. Yaklaşık 12 Rus kontrol noktasını atlatmayı başarıp, Zaporijya’ya ulaşmış ve gece treniyle Lviv’e gitmişler.

Valentina ve eşi Evgeniy de aynı gün Lviv’e gelenler arasındaydı. Onlar da geçen hafta Mariupol’dan kaçmayı başarmıştı. Bir araca binip Ukrayna’nın batısında daha küçük bir şehre gideceklerdi.

58 yaşındaki Valentina, belki de yaşları ve Evgeniy’nin engelli olması nedeniyle filtreleme işleminin onlar için hızlı olduğunu, ama gençler için durumun çok daha kötü olduğunu söylüyor.

“Filtreleme kampları getto (Nazilerin Yahudiler için kurduğu mahallelere verilen isim) gibi” diyor. “Ruslar insanları gruplara ayırıyor. Ukrayna ordusuyla bağlantısı olduğundan şüphelenilenler, ülkesini savunanlar, gazeteciler, kamu çalışanları tehlikeli grupta. Bu insanları Donetsk’e hapishanelere götürüyorlar, işkence yapıyorlar.”

“OTOBÜSTEKİ HERKES AĞLADI”

Birçok kişi bu filtreleme kamplarından Rusya’ya gönderilmiş.

Oleksandr ve Olena gibi, Valentina ve eşi Evgeniy de sürücülerin yardımıyla kaçmış.

Çift o anları “Ukraynalı savaşçıları ve bayrağı gördüğümüzde, Ukraynaca konuşulduğunu duyduğumuzda otobüsteki herkes ağlamaya başladı” diyerek anlatıyor.

Zaporijya kentine giden bir anne ve küçük kızı

MARİUPOL’DE KUŞATMA ALTINDA YAŞAM

Mariupol uzun süredir, ama özellikle de Rus kontrolüne geçtiğinden beri yiyecek, su ve enerji sıkıntılar yaşanan bir kent.

Musluk suyunun olmadığı, yiyecek kıtlığının yaşandığı ve insanların konserve yiyerek hayatta kalmaya çalıştığı şehirde insanlar küçücük de olsa stok yapabilmek için uzun kuyruklarda beklediler.

Bunu göze alanlarsa adeta ölümle yarışıyordu çünkü o esnada Rus askerleri ateşi kesmiyordu. Birçok kişi kombilerinde bulunan suyu içerek hayatta kaldı.

Kuyudan su almak da oldukça tehlikeli olduğu için ukrayna2ya kar yağması Mariupol sakinlerini çok sevindirmiş. İnsanlar kar sularını kullanarak hayatta kalabilmişler.

Şehirde bugüne kadar hayatta kalabilmiş siviller genellikle kuzey bölgesinde yer alan sığınaklara gitmişti. Ancak savaşın ilerleyen günlerinde bu sığınaklar da Rusya ordusu tarafından vuruldu.

Mariupol sokaklarından yok edilmiş ve kaderine terk edilmiş bir tank

Valentina, şehirden çıkma kararını kocası vurulup yaralanınca almış ve o anları, gördüklerini şu sözlerle anlatıyor:

“Tamamen yıkılmış, yanmış boş binalar gördüm. Çok sayıda ceset vardı. Şehir artık yoktu. Duvarlar bile. Sadece devasa harabe yığınları. Böyle bir şiddeti asla hayal edemezdim.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.