Kovid-19 pandemisi kızamık vakalarının artmasına yol açtı

Sıklıkla çocuklarda görülmekle birlikte her yaşta karşılaşılabilen ve çok bulaşıcı olan kızamık, viral döküntülü hastalıklar arasında yer almaktadır. Diğer adı rubeola olan kızamık hastalığının etkeni, “morbillivirüs” isminde bir virüstür. Bu hastalık okul öncesi dönemdeki çocuklarda daha sık görülüyor. Kızamık, kişiden kişiye havadaki damlacıkların solunmasıyla veya enfekte kişinin dokunduğu oyuncak, havlu, kıyafet, bardak, çatal gibi nesneler yoluyla yani direkt temas ile bulaşıyor.

Döküntüler en önemli belirtileri oluşturur

Virüs vücuda alındıktan sonra belirtilerin ortaya çıkması (kuluçka dönemi) 10-12 gün sürüyor. Hastalığın belirtileri arasında halsizlik, kuru öksürük, burun akıntısı, hafif veya yüksek ateş, ağız içinde görülen “koplik lekeleri”, kulak arkasında, saç, yüz ve tüm gövdede görülen döküntüler yer alıyor. Hastalığın bulaştırıcılığı döküntüler başlamadan önceki 4 gün ile başladıktan sonraki 4 gün arasındaki süreçte gerçekleşiyor.

Toplumsal bağışıklık ile salgınlar engellenebilir

Yeterli aşılamanın yapılamadığı toplumlarda 2-3 yılda bir salgınlar şeklinde seyreden kızamık, dünya genelindeki sağlık, ekonomik ve siyasi krizler ile göçlerin yaygınlaşması sonucunda diğer ülkelere de hızla yayılıyor. DSÖ’nün Türkiye’deki kızamık vaka sayısı, dünya verileri ile paralel olarak 2013 yılında ciddi bir artış göstererek yıllık 7 bin 405’e yükselmiştir. Alınan önlemlerle belirgin olarak düşürülen bu rakam göç, aşı reddi, 9. ay aşılamasının kaldırılması gibi nedenlerle tekrar artışa geçerek 2 bin 904’e ulaştı. 9. ay aşılamasının tekrar başlatılması ve göçmen aşılamasının hızlandırılması ile vaka sayıları azaldı.

Vakalar yüzde 80 oranında arttı

UNICEF ve DSÖ verileri, 2022’nin ilk 2 ayında dünya genelinde bildirilen kızamık vakalarının 2021 yılının ilk 2 ayına göre %79 oranında artarak, 9 bin 665’ten 17 bin 338’e yükseldiğine işaret ediyor. Kızamık vakalarının artışına Kovid-19 salgınının ilk zamanlarında dikkatle uyulan maske ve mesafe kurallarının son zamanlarda kaldırılması, pandeminin oluşturduğu stres nedeniyle ebeveynlerin çocuklarını aşıya götürmemesi ve ekonomik olumsuzluklar ile pandemiye odaklanılması sebebiyle ulusal aşılama faaliyetlerinin sekteye uğraması sebep olarak gösteriliyor.

Tehlike devam ediyor

DSÖ verilerine göre, 2020 yılında dünya genelinde temel çocukluk çağı aşılaması fırsatını kaçıran çocuk sayısının 23 milyon olarak ölçüldüğü ve  2009 yılından beri en yüksek seviyeye ulaştığı gözler önüne seriliyor. Ayrıca Ukrayna, Afganistan, Etiyopya ve Somali gibi ülkelerde savaşın da etkisiyle aşılama faaliyetlerinin aksaması, kalabalık koşullarda yaşam ve temiz su ile hijyen yetersizliğinin etkisiyle kızamık olgularında artış tehlikesinin devam ettiğini gösteriyor.

Kızamık hayati riske yol açıyor 

Kızamık, 1 yaş altında, kötü beslenen çocuklarda, bağışıklığı baskılanmış veya bağışıklık ile ilgili hastalığı olanlarda şiddetli seyredebilir, hatta hayati riske yol açabilir. Ölüm oranı ortalama %3 iken, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, aşılanma oranlarının düşüklüğü ve kötü beslenme fazlalığı nedeniyle bu oran katlanıyor. Kızamığın en sık komplikasyonu ortak kulak iltihabıdır. Ayrıca zatürre, lenf bezi iltihabı, ishal, ilerleyici konjunktivit, körlük, kalp kası iltihabı ve ölümle sonuçlanan beyin dokusu iltihabına (SSPE) neden olabilir.

Kızamıktan korunmanın yolu aşıdan geçiyor

Viral bir enfeksiyon olduğu için kızamık hastalığının etkene yönelik tedavisi bulunmamaktadır. Genellikle istirahat, yeterli sıvı alımı, ateş düşürücü ve A vitamini verilmesi gibi destekleyici tedaviler uygulanıyor. Kızamıktan korunmanın tek yolu aşılamadır. Ülkemizde uygulanan aşı takviminde kızamık aşısı 12. ayda ve 4 yaşında KKK (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) aşısı şeklinde uygulanıyor. Son yıllarda kızamık olgularında artış görülmesi nedeniyle aşılamaya 9. ayda KKK aşısı şeklinde başlanılmakta, 12. ay ve 4 yaşında aşılama tekrarlanıyor. Bu uygulama son derece önemlidir çünkü hastalığın en şiddetli seyrettiği ilk 1 yaşta koruma oranını istenilen seviyeye ulaştırıyor.

İki doz kızamık aşısı ile hastalığa karşı yeterli bağışıklık sağlanma yüzdesi yaklaşık %95-100 arasındadır. Kızamık virüsünün dolaşımının durdurulabilmesi için toplumun en az %95’inin kızamık içeren bir aşı ile aşılanması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü günel verilerine göre ülkemizde 2 doz kızamık aşısı ile aşılanma oranı yüzde 93’tür. Dış göçler de dikkate alındığında, kızamık aşılamasına hassasiyetle devam edilmesi hastalığın önlenmesi için mutlaktır.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.